YDS- Yabancı Dil SORUNU (2)

Yabancı dil sorunumuzu anlatmaya devam edeceğim. Burada anlatmak istediğim yabancı dil bilmeyişimiz değil (o bambaşka bir konu), yabancı dil olarak İngilizce’yi öğrenmeye çalışmamız, ona güvenmemiz ve sonra yaşanan hayal kırıklıkları…

Önceki yazımda Asya seyahatimde İngilizce’nin yetersiz kalışına oldukça değindim. Bu yazıya başlamadan önce onu okumanızda fayda var. Buradan okuyabilirsiniz. O yazının devamı olarak Güney Amerika’daki yabancı dil tecrübelerime değinmeye başlıyorum.

Güney Amerika seyahatim öncesi, kıtada görmek istediğim ülkeleri sıralamıştım: Arjantin, Uruguay, Paraguay, Bolivya, Peru, Ekvator, Kolombiya, Şili ve Brezilya. Bu 9 ülkenin 8 tanesinde İspanyolca konuşulduğunu biliyor muydunuz? Tahmin ettiğiniz gibi Brezilya’da Portekizce konuşuluyor. 

Gelişmiş ülkelerde İngilizce bilinmemesinin çok şaşırtıcı olduğunu örneklemiştim. Güney Amerika ülkeleri ise görece daha az gelişmiş ülkeler ve doğal olarak bu topraklarda da İngilizce’nin pek bir yeri yok. 

Gerçi neden olsun ki? İspanyolca gibi güzel bir dil var ve neredeyse tüm Latin Amerika’da İspanyolca ile işlerini halledebiliyorlar (Kolombiya’dan aşağısı Güney Amerika, Meksika’dan aşağı bakarsanız Latin Amerika 😉 ). Bunun kadar muhteşem bir şey olabilir mi? Ülke ülke geziyorsunuz ve herkes İspanyolca konuşuyor. Mükemmel bir rahatlık onlar için. Portekizce de baya benziyor aslında İspanyolca’ya. Demem o ki, adamlar bir sorun yaşamıyorlar kıtadan çıkmadıkları sürece. Peki ya biz?

Ben Arjantin’e indiğimde tek kelime İspanyolca bilmiyordum. Hatta Rusya’da yaptığım gibi İspanyolca öğrenmeden bir şekilde işleri halledebilirim diye düşünüyordum. Fakat bazı durumlar oldu ki derdimi anlatamaz oldum. Zorla birkaç kelime öğrenmiştim ama yine de yetmiyordu. İngilizce bilen birisini bulmak dünyanın her yerinde mümkün, ama her aradığınızda etrafınızda o kişiler olmuyor. Yabancı dil olarak İngilizce’nin bu kadar popüler olmasının doğal sonucu bu. Hiçbir şekilde anlaşamadığınızda İngilizce en sık tercih edilen ortak dil oluyor. Sorunları çözüyor mu? Bence hayır. Peki ne yapmalı? Daha önce de dediğim gibi yerel dilde birkaç kelime öğrenmek çok daha faydalı olacaktır. 

Güney Amerika’ya giderken İngilizce’min bana yetmeyeceğini, tamamen farklı bir kültürün hakim olduğu topraklarda seyahat edeceğimi biliyordum. Ama İspanyolca çalışacak vaktim olmamıştı. Kıtaya vardıktan 1 ay sonra öğrendiğim sınırlı İspanyolca kelimeler hiçbir işimi çözmüyordu diyebilirim. Şimdi farklı bir hikaye ile olayı renklendirelim. 1. ayın sonunda bir hostelde yol arkadaşım Alejo ile tanıştım. Tanışma hikayemiz çok komik. Benim motordaki Uruguay plakasını görünce beni Uruguay’lı sanmış ve “takılırız bunla” diye düşünmüş. Ben de “hello” diye başlayınca muhabbeti hayalleri suya düşmüştü. Aynı odada kalıyorduk ve sohbet etmeye çalışsak da edemiyorduk. Ertesi gün dinleneceğimi ve bir sonraki gün yola çıkacağımı anlatmam çok uzun sürmüştü. O ise beklemeyeceğini anlatmıştı. Sen bilirsin, beklersen ertesi gün beraber süreriz, demiştim (bir şekilde). Ve sonra Alejo beklemişti ve bizim ilginç maceramız başlamıştı.

Neden mi ilginç? Çünkü Alejo tek kelime İngilizce bilmiyordu. Ben de aynı şekilde İspanyolca bilmiyordum.

Hello vs. Hola!

Peki nasıl beraber seyahat edecektik? Ya da nasıl ettik? Ne kadar mı gezdik? Tam 1 ay beraber gezdik. Nasıl mı oldu?

Önceleri ben ona birkaç kelime İngilizce öğretmeye çalıştım. Baktım ki olmuyor. O zaman ben İspanyolca öğreneyim dedim. Kelime kelime öğrenmeye başladım. Her gün bir şey öğreniyordum ama iş zora düşünce hep o hallettiği için yine kolaylık oluyordu. 1 ayın boyunca her gittiğimiz hostelde şu olay yaşandı:

Bir yerde oturulur. Birisi İspanyolca bir şey söyler bana. “Ben İspanyolca bilmiyorum” -I don’t speak Spanish- derim ben. Sonra kişi İngilizce konuşmaya başlar. Dönüp Alejo’ya bir şeyler söyler İngilizce. Çünkü ortak dil İngilizce olmuştur o sırada. Ve ben araya girerim: “O da İngilizce bilmiyor” -Oh, he doesn’t speak English-. Bir an bir sessizlik olur. Ve klasik soru gelir: “E siz beraber seyahat ediyorsunuz, nasıl?” Bu soru bana yöneltildiyse İngilizce, ona yöneltildiyse İspanyolca’dır. Ancak soruyu her iki dilde de ikimiz de anlayabiliriz. Bizim de cevabımız basit ve hep aynıydı: İhtiyacımız olan şeyler belli. Benzin, konaklama, yemek (Bunları el hareketleriyle göstererek). Başka bir derdimiz yok.

Şaşkın bakışlar karşısında halimizden memnun olduğumuzu o kadar fazla kişiye anlattık ki sormayın. Zaten öyle değil mi? Motosikletle seyahat ederken ihtiyaç duyulan şeyler hem çok basit, hem de elinizle gösterebileceğiniz şeyler. “Yahu motor bloğunun altındaki vida yalama yapmış, yağ kaçırıyor” demekle uğraşacağıma yere çömelip elimle gösterdiğimde sorunu anlayabiliyor insanlar. Bir otele hırsızlık ihbarı için gitmeyeceğiniz gibi bir karakolda yemek siparişi etmek için menü istemezsiniz. Durum aslında basit. İngilizce bilmeden de seyahat edilir. Kaldı ki Güney Amerika’da İngilizce bilen çok yok. 

1 ayın sonunda İspanyolcam bana yetecek seviyeye gelmişti. Günlük işlerimi çok rahat hallediyordum. İngilizce konuşma gereği duymuyordum. Sadece tanıştığım diğer gezginlerle sohbet ederken kullanışlı olmaya devam ediyordu. Fakat o kıtaya gelen herkes biraz İspanyolca öğrenip geliyordu. Bir gün yolunuz düşerse lütfen siz de biraz İspanyolca öğrenin. 

Bir ipucu vereyim. Ben bir süre sonra İspanyolca’nın püf noktasını çözmüştüm. Tabi bunu kavramamda biraz İspanyolca öğrenmemin katkısı oldu. Fakat durum şundan ibaret: İspanyolca bir Avrupa dili. Ve Avrupa dilleri birbirine benzer. Kelime bakımından özellikle. Yaptığım ise şuydu. İngilizce bir kelime düşünüp, bunu Türkçe okumak. Örnek;

International-> İngilizce okursak “intırneşınıl” gibi bir şey çıkıyor ortaya. Ama Türkçe düşünürsek (var zaten Türkçesi) enternasyonel aklımıza gelecektir. “enternasyonel” diye okursanız sizi anlayacaklardır. 😉 Her kelimede değil tabi ki ama birçok kelimede bu numara işe yarıyor. Dilbilimsel, pedagojik hiçbir dayanağı yok! Ben uydurdum, çok da işime yaradı! 🙂

Tekrar etmekte fayda var. Dünya dili olduğu iddia edilen İngilizce, aslında ana dili İngilizce olmayan ülkelerde toplumun her kesiminde kullanılan bir dil değil. Bilim dili olduğunu, akademik alanlarda kullanıldığını inkar etmiyorum. Sokaktan geçen bir amcaya İngilizce bir şey sorarsanız da cevap alacağınızı pek sanmıyorum. Bizim ülkemizde de öyle değil mi zaten. Yaratılan algı, İngilizce öğrenmek zorundaymışız hissi verse de bunun çok da geçerli veya gerekli olduğunu düşünmüyorum. Ancak, şu yanılgıya da düşmemek lazım! Bu algı öylesine iyi oturmuş ki dünyanın her yerinde İngilizce bilen birine rastlama şansınız diğer dillerden daha üstün. Yine en zor anlarınızda basit İngilizce cümleler yardımcı olacaktır ama gerçek iletişim için yerel dili öğrenmeye çalışmak daha etkili olacaktır. 

Yolda görüşürüz.

Not: Kapak fotoğrafında Alejo ve ailesiyle birlikte onların evinde mangal yapıyoruz. Hem de ne mangal! Bu kadar sıcakkanlı ve hoşsohbet insanlarla konuşabilmek için bile biraz İspanyolca öğrenmeye değer. Alejo hâlâ İngilizce bilmiyor, ben de hâlâ İspanyolca’da pek iyi değilim. Ama bir şekilde çok iyi dost olduk. Yazıyı bitirmeden önce Brezilya’ya değinmek gerekirse, bol şans! Öğrendiğiniz onca İspanyolca kelime bir işe yaramayacak. Portekizce’yi de hiç sevmedim. Rio’ya “Ğiyu” diyen bir dili nasıl seveyim 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s