Arjantin Seyahat Notları: Bölüm1

Güney Amerika’da motosikletle seyahat etmeye karar verdiğimde gideceğim ülkeyi seçmem gerekiyordu. Malum, kıta çok uzak. Aktarmasız bir uçuş da pek yok. Motosiklet satın alınabilecek ülkeler ise kısıtlı. Benim araştırıp bulduğum kadarıyla Şili, motosiklet satın alma işlemlerinin en kolay olduğu ülke. Ancak kıtanın en batısında olduğu için minimum 30 saatlik uçuşlar ile ulaşılabiliyor ve de rota planlaması için benim açımdan uygunsuz bir konumda. Diğer bir ülke Kolombiya. Konum olarak en iyi yerde orasıydı benim için. Motosiklet satın alıp güneye inebilir sonra Brezilya’da turumu tamamlayabilirdim. Ancak, hem uçuşların pahalılığı -takip edenler bilir benim biletimin ne kadar daha pahalıya geldiğini- hem de motosikleti ne yapacağımı bilmediğimden bu seçenekten de uzaklaştım. Kaldı geriye sadece Uruguay. Uruguay’da motosiklet satın alıp yine oraya dönebilirim diye düşünüyordum. Brezilya’ya da en yakın ülke. Ancak Uruguay’a ulaşmak için en kısa yol Arjantin’in başkenti Buenos Aires’e gitmek ve oradan da feribotla (gemiyle) Uruguay’a aktarma yapmak. Bu rota üzerinde yoğunlaştım, hazırlıklarımı yaptım ve Buenos Aires gidiş biletimi bir hışımla satın aldım. 

IMG_9302_20160820

Önce Trabzon’dan İstanbul’a uçakla seyahat ettim. Orada birkaç gün eş-dost ziyareti yapıp Atatürk Havalimanı’ndan Arjantin’e uçmak üzere yola çıktım. İstanbul’dan Arjantin’e giden THY uçağı ilk olarak 12 saate yakın bir uçuşun ardından Sao Paulo (Brezilya) Guarulhos Havalimanı’na iniş yapıyor. Brezilya’da inecekler uçağı terk ediyor, oradan Arjantin’e geçmek isteyen yeni yolcular uçağa biniyor ve 2,5 saatlik yeni bir uçuş başlıyor. Ben de bu uçaktaydım. Bekleme süresiyle birlikte 17 saatin üzerinde bir yolculuk oldu ve Arjantin’e indim.

IMG_9380_20160826IMG_9396_20160826

IMG_9400_20160826
Arjantin bize 90 gün vizesiz 🙂

Gümrük işlemleri çok kısa sürdü. Para bozdurdum, x-ray cihazlarından valizlerimi geçirdim ve bir anda kendimi Ezeiza Havalimanı’nın dışında buldum. Düşündüğümden daha hızlı bir şekilde dışarı çıkmıştım. Daha önceden baktığım 8 numaralı otobüse ulaşmak için öteye beriye yürümeye başladım. Uçak saat 22.00 civarlarında inmiş ben de 23.00 öncesinde otobüse binebilmiştim. Hatta yolcu kartım olmadığı için başka birisinin kartını kullanmış – tabir-i caizse akbil istemiş- ve Buenos Aires şehir merkezine doğru yola çıkmıştım. Ancak yollar o kadar ücra yerlerden geçiyordu ki ilk izlenimim fakir bir ülkeye geldiğim yönündeydi. Şehir merkezine, yoldaki trafik kazası sebebiyle oluşan trafikten ötürü geç varmıştım. Saat gece yarısını geçmişti ama tam olarak kaçtı bilmiyorum. Kalacağım yere 1 km mesafede olduğumu cep telefonumdaki maps.me uygulaması sayesinde görüyordum. Başladım yürümeye. Hata! Bin taksiye, en fazla ne kadar tutabilir ki!? Bin taksiye be Alp! Yok yürüdüm. Bir şekilde hosteli buldum. Kapısı kapalıydı. Zile bastım. İçeri almadılar. Ve hiç unutmayacağım sözleri söylediler: “Your hostel is in Florida 328!”

O gün olanları Facebook hesabımda şu yazıyla paylaşmışım. Daha detaylı ve net bilgiler:

“Ve sonunda Güney Amerika’dayım!

Yeni bir hayalimin peşinden, yarım kalmış düşleri tamamlama aşkıyla yola çıktım. Biraz inatlaştım, biraz oluruna bıraktım karşılaştıklarımı. Ama yapmam gerekiyordu, kendimi buna hazır hissediyordum. Çok oturdum evde, çok dolandım boş boş. Dur sonra gidersin, deseler de pek dinlemedim sanırım. Çalışma hayatına girince uzun süreli tatil bulmanın zorluğunu biliyorum. Japonya seyahati için 4 yıllık işimden ayrılmıştım. Bir şeylere veda etmeden başka şeylere merhaba demenin mümkün olmadığını da öğrendim. Bir daha işimden ayrılıp yollara düşmek çok düzensizlik hissi veriyor bana, o sebeple, henüz bir işe girmemişken yola çıkayım dedim

Ne bir sloganım, ne de farkındalık uyandırmak istediğim bir mesajım var. Kendim için yoldayım. Tam çözemedim kendimi. 26. yaş günümü Tokyo’da kutlayacağım deyip yapmıştım mesela (gerçi çok kötü bir gündü, hiç anlatmadım). Şimdi 27’ye nerede veda ederim hiç fikrim yok. Çok da önemli değil. Biraz daha hayatı, kendimi öğrenmiş olursam kafi.

Yola çıkıp gezmenize, evdekilerden azar işitmenize, hanımdan “nerden çıktı bu motorla gezme işi” gibi laflar duymanıza sebebiyet verebilirsem ne mutlu bana  Bu seyahatimi, özellikle hanımdan izin alamayıp yola çıkamayanlara adıyorum. Özgür erkekler için geziyorum

Şimdi diyeceksiniz ki bu fotoğraf ne alaka? Anlatayım…

25 Ağustos, bu gezinin ilk günü idi. Ve İstanbul’da idim. Malesef 26 Ağustos sabahı yola çıkabildim (hikayesini anlatıcam, henüz sindiremedik [cüzdanım ve ben]). Sabah 9:25’de Atatürk Havalimanı’ndan kalkan uçağa geç kalmak istemediğimden 6:30’da oradaydım. Valizlerimi vermem toplam 10dk sürmedi. Pasaport kontrolünü de 5 dk içerisinde hallettim. Saat 7de tüm işlerim bitmişti. Uçağı beklerken 5,5tl ye 0,5litrelik su aldım. İçtim

Uçak tam olarak saat 10.00’da kalktı. 12bçk saat uçup Sao Paulo’ya indi. Bu sürede sadece yarım saat uyuyabildim. Brezilya yolcusu indi, biraz Arjantin yolcusu aldık ve tekrar kalktık. 2,5 saatlik uçuşta 2 saat kadar uyudum. Yerel saatle 21.30’da indik. Tam planlandığı gibi. Pasaportu, valizi, gümrüğü derken 22.30’da havalimanının dışındaydım. Şehir merkezine giden otobüsü bulmaya çalıştım. Bir görevliye sordum. Durağı gösterdi. Ve cebinden bir kart çıkararak ekledi:”akbilsiz binemezsin, para geçmiyor”. Havalimanından alabileceğimi de belirtti. Bu arada bu konuşmalar beden dili ile yapılmıştır. İspanyolca bilmiyorum, İngilizce bilmiyorlar. Benim İspanyolca hocası arkadaşım yok mu yahu bu arada konuya döneyim.. Ben de adama “durağı bulayım yeter, havalimanına girmem ben bi daha valizlerle, ne de olsa birisi benim yerime akbil basar” dedim. Beden dilim iyidir  adam şaşkın şaşkın bakarken ben durağa yürüdüm. Ulan kart lazım diyorum, nereye gidiyor bu, kesin Trabzonlu, demiş olabilir.

Durakta 8 numaralı otobüsü bekliyorum. Bir adet geliyor. El kaldırdım, durdu. Son durak olan (bence son durak) Plaza Del Mayo diyorum. “He yok bu gitmiyor, arkamdan gelene bin, 15 dk sonra gelecek” diyor adam. Hâlâ beden dili. 15 dk sonra yine 8numaralı otobüs geliyor. El kaldırıyorum. Plaza del Mayo? “Ğheaaaa?” Gibi bir yanıt alıyorum mohikan saçlı şöförden. Tekrarlıyorum. Gel bin, diyor. Atlıyorum otobüse. Nasıl ödeyeceğimi soruyorum. Kart, diyor. Yok, diyorum. Arkada birinden bul, diyor. Arkamı dönerken yanındaki arkadaşı bağırıyor “fazlalık akbili olan var mı”(bence öyle dedi). Birisi gelip akbil basıyor. 7 arjantin pesosu. (Böl 5’e, TL yapıyor). Ben de adama 10 peso veriyorum. En bozuk param o. (Para bozdurma hikayemi sonra anlatacağım). Biraz ilerliyor otobüs ve trafik kazası sebebiyle trafiğin sıkışık olduğunu görüyoruz. 1 saat sürmesi gereken yol 2 saat sürüyor. Buenos Aires’te şehir merkezinde iniyorum. Saat gece 01:30 gibi bir şey. Uykusuzluktan kırılmışım. Valiz ağırlaşmış iyice. 20dk kadar yürüyüp hosteli buluyorum. Ve bu fotoğrafı çekiyorum. Bir sevinçle zile basıyorum. Hostele geldim, diyorum. Ve aldığım cevap: Rezervasyonunuz başka hostele kaydırıldı. Burada kalacak yer yok. Florida 328 adresine gidin.

Şaka mı? Evden çıkalı 25,5 saat olmuş. 17 saati uçakta geçmiş. Cidden soruyorum, şaka mı?”

IMG_9403_20160827

Yahu, dünyanın bir ucundan gelmişim, beni neden başka bir adrese yönlendiriyorsunuz, nerede ki bu adres, kapıyı açar mısın! 

Yok olmadı. Uzun bir tartışmanın ardından Florida 328’in 3 sokak ötesi olduğunu kavradım ve yürüyerek oraya gittim. Odamı tuttum. 4 kişilik odada kalıyordum ve birileri sigara içmişti. Umursayamadım, yattım ve uyudum. Ne yorgundum öyle..

Ertesi günün neredeyse tamamını dinlenerek geçirdim. Hava zaten kapalıydı. Mevsim de zaten kıştı. Güney yarımküreye inince mevsimin terse döndüğünü söylememe gerek yok sanırım. Saat farkımız Arjantin ile 6 saat. Yol sürmüş bilmem kaç saat… Yattım, dinlendim; uyumasam da kalkmadım gerekmedikçe…

DSC00213
Odamdan Florida Caddesi manzarası

Bir sonraki gün günlerden Pazar’dı. Ben de dışarı çıkayım, turlayayım ve de Uruguay biletimi alayım, dedim. Hava oldukça soğuktu ve beni en çok şaşırtan şeylerden birini görmüştüm. Şehrin tam merkezinde kalmama rağmen Pazar günü sokakta kimsecikler yoktu. Bu işte bir iş var diye geçirmedim içimden. Herhalde kalabalık olmayan bir şehirdeyim diye düşündüm, ne safım 🙂 Biletimi Puerto Madero’daki Buquebus acentasından satın aldım. Dolar ile ödeme yaptım. Biraz turladım, biraz üşüdüm ve hostele geri geldim. Akşam olduğunda Erol Aynacı ve Selçuk Güney Larranaga ile dışarı çıkıp bir şeyler yiyip içtik. İkisini de hayatımda ilk kez görüyordum. Erol Aynacı (Motomacera) uzun süredir Amerika kıtalarında gezmekte. Selçuk Güney ise sadece kısa bir süreliğine oradaydı ve ortak arkadaşlarımız vardı. Gecenin çoğu kısmı açık havada tango izlemekle geçtiği için ben biraz üşüyüp hasta oldum! Hata 2, yeşil montumu neden yanıma almadıysam artık!

DSC00203
Obelisk
DSC00210
Puerto Madero

Biletimi Salı gününe aldığımdan Pazartesi günü Selçuk ile dışarlarda gezindik. Birkaç yıllık hatrı olabilecek kahveler içtik 🙂

DSC00220

Sonra onu taksi ile yolcu ettim. Ben yine hostelime döndüm. Akşam ise güne geç başlamış Erol ile buluştuk, ucuz pizzalar yedik. 

Salı günü olduğunda benim için bir süreliğine Arjantin’e veda etme vakti gelmişti. Ama hatalara doyamıyordum. Yine taksi çağırmadan Puerto Madero’ya valizlerimi çeke çeke gitmeye çalışıyordum hasta halimle. Bazen böyle gereksiz inatlaşmalarım oluyor hayatla. Oysa Güney Amerika bunların hepsini törpüleyecekti… Limanda bir süre gemiyi bekledim ve sefer saati gelince binip Uruguay’a doğru yol almaya başladık. Bu arada Arjantin çıkış ve Uruguay giriş damgalarını Puerto Madero’da kontrolden geçerken pasaporta vuruyorlar.

IMG_9488_20160830
Valizin tekeri kırılmış, ondan zar zor çekiyormuşum.

Not: Arjantin, ilk izlenimime göre pahalı bir ülkeydi. Abur cubur bizdekinden kat be kat pahalıydı. Para bozdurmak Ezeiza Havalimanı’nda çok kolaydı ve kurlar normaldi. Biraz fazla para bozdurmak gerekiyor uzun kalınacaksa. Arjantin Peso’su da bizim paramız gibi hızla değer kaybedebiliyor, kontrol etmeli. ATM’ler tek seferde 2000 Peso (400-500 TL arası) veriyordu maksimum. Dil, tabi ki İspanyolca 🙂 İnsanlar da pek bir sevecendi. 

Şimdi Uruguay yazısı ile devam edebilirsiniz. Ya da yine Arjantin yazılarımı okumayı sürdürebilirsiniz.

Reklamlar

2 Comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s